EKMEN: Sürecin her kesimde kabul gören anlatıcılara ihtiyacı var
13.10.2025
DEVA
Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Millî
Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmaları kapsamında,
toplumsal güvenin inşası, sürecin toplumsallaşması ve Selahattin Demirtaş’a
ilişkin konular üzerine T24’ten gazeteci Cansu Çamlıbel’e değerlendirmelerde
bulundu.
Atılacak
adımlar için toplumsal desteği güçlendirmek gerekir
Komisyon çalışmaları kapsamında
toplumsal güven hakkında konuşan Ekmen, “Komisyon çalışmalarının pozitif barış
açısından yetersiz kaldığını görüyoruz. Barış sürecini iki temel başlıkta ele
alabiliriz: Negatif barış, çatışma ve şiddetin sona ermesini ifade ederken;
pozitif barış, bu şiddetin ve çatışmanın kök sebeplerinin ortadan kaldırılması,
yapısal reformlar yoluyla demokratikleşme standartlarının yükseltilmesi
anlamına gelir. Pozitif barışın gerekleri, en az negatif barışın sağlanması
kadar ve hatta sürece duyulan destek ve güven arasındaki fark kadar belirleyicidir.
Bu noktada, demokratikleşmeyi sağlayacak köklü adımlar atılması ve bu adımların
toplumun geniş kesimlerinde karşılık bulması, yani toplumsallaşması büyük önem
taşır” açıklamasında bulundu.
Sürece
coşku değil, güvensizlik hâkim
Ekmen, “Sürece yönelik büyük bir coşku
ya da heyecan olmadığını, aksine belirgin bir güvensizlik ortamının hâkim
olduğunu görüyoruz. Farklı sebeplerle ama benzer bir güvensizlik var. PKK
çevreleri, ‘Bizi kandıracaklar’ düşüncesinde. AK Parti tabanında ise, ‘Bunlar
silah bırakmayacak, bizi oyalıyorlar’ yönünde bir şüphe hâkim. CHP’liler ise
sürecin sonunda ‘Erdoğan bu süreci kendi siyasi geleceği için kullanacak,
yeniden seçilmenin bir yolunu bulacak’ endişesini dile getiriyor” dedi.
Demirtaş,
iyi bir anlatıcı olacaktır
Gelen sorular üzerine sürece dair
toplumsal güvenin güçlendirilmesi açısından Selahattin Demirtaş’ın tahliyesinin
önemli bir adım olabileceğini vurgulayan Ekmen, “Selahattin Demirtaş’a dair
güçlü bir meşruiyet ve toplumsal aidiyet yalnızca Kürt toplumunda değil, Türk
toplumunun önemli bir kesiminde de gözlemlenebiliyor. Gençliği, dönemin siyasi
atmosferine uygun tarzı ve en önemlisi de sistematik bir biçimde ‘medeni ölüme’
mahkûm edilmeye çalışılmasına rağmen; şiir, resim, hikâye, roman ve beste gibi
üretimlerle kendini var etmeyi başarmış olması, onu hem sembolik hem de
toplumsal olarak güçlü bir figüre dönüştürüyor. Demirtaş’ın tahliyesi, bugün
%30’lar seviyesinde seyreden sürece olan güveni bir anda %50’nin üzerine
çıkarabilir. Pozitif barışın inşası ve geçiş dönemi yasalarının kabulü gibi
kritik alanlarda, her kesimin dinlemeye açık olacağı anlatıcılara ihtiyaç var.
Bu anlamda Selahattin Demirtaş hem Kürtler hem de Türkler nezdinde etkili bir
anlatıcı olma potansiyeline sahip. Cezaevindeyken kendisiyle yaptığım görüşmelerde,
içsel muhasebesiyle geldiği noktanın Türkiye’de geniş toplum kesimlerinde
karşılık bulabilecek bir olgunluğa ulaştığını gözlemledim. Keşke düşüncelerini
kamuoyuyla daha açık bir şekilde paylaşabileceği bir ortam mümkün olabilse”
ifadelerini kullandı.
Öcalan
tartışmaları sürece olan güveni sarsıyor
Öcalan
hakkındaki Meclis sloganları ile ilgili yöneltilen soruya yanıt veren Ekmen,
“Silahların bırakılmasına yönelik toplumsal destek %70’in üzerinde seyrederken,
sürecinin başarıya ulaşacağına duyulan güven %30’lar seviyesinde kalıyor.
Öcalan’la ilgili sorular gündeme geldiğinde ise bu desteğin daha da azaldığı
gözlemleniyor. Oysa sürecin başlangıcından itibaren, Öcalan bu süreci büyük
ölçüde tek taraflı ve güçlü bir inisiyatifle taşıdı. Öcalan’ın süreçteki kritik
rolü; yerli yersiz, zamanlı zamansız tartışmalarla gölgeleniyor ve etkisi
zayıflatılıyor. Bu çerçevede, Meclis’te yaşanan slogan tartışmasının da hem
zamansız hem yersiz hem de sürece zarar verici olduğunu not etmek gerekir.
Barışın dili sıkça vurgulanır; bu geniş toplum kesimlerini rahatsız etmeyecek
bir üsluba işaret eder. Sürece desteği zedeleyecek tutumlardan uzak durmak,
toplumsal sinir uçlarını tahrik etmemek esastır. Öcalan’ın ifadesiyle, hedefi
kişisel özgürlüğü değil, hareketinin tüm alanlarda dönüşümüdür. Odağın sürekli
Öcalan’ın şahsına çekilmesi bu hedefi karartmakta, sürece olan desteği
azaltmaktadır” dedi.
Röportajın
tamamını okumak için: