EKMEN: Yeni Adli Yıl temennilerle değil, reformlarla anılmalıdır
01.09.2025
DEVA Partisi
Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen 2025-2026 Adli
Yılı'nın başlaması dolayısıyla bir açıklama yayımladı. Ekmen; yargının
bağımsızlığı, adil yargılanma hakkı, ifade özgürlüğü ve savunma hakkı başta
olmak üzere hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kapsamlı reformlara ihtiyaç
olduğunu vurguladı.
Yargı,
toplumun nefes alma alanı olmalıdır
Ekmen, “Yeni adli yıl; demokratik bir
hukuk devletinde takvimsel bir başlangıçtan ziyade yargı düzeninin kurumsal
işleyişinin, bağımsızlık ve tarafsızlık ölçütlerinin, adaletin erişilebilirliği
ve etkinliğine dair toplumsal beklentilerin yeniden şekillendiği kritik bir
eşiği temsil eder. Yargının işlevini, hukukun üstünlüğünü tesis eden ve
devletin meşruiyetini pekiştiren bir mekanizma olarak ele almak gerekir.
Anayasa’nın 9. ve 138. maddeleri, yargının bağımsızlığını ve hâkimlerin
yalnızca Anayasa, kanun ve vicdani kanaatleriyle bağlı olduklarını güvence
altına almaktadır. Bu güvencelerin, uygulamada da aynı ölçüde hayata
geçirilmesi, hukuk devletinin işlerliği ve toplumsal güvenin güçlenmesi
açısından büyük önem taşımaktadır. Yasal güvencelerle desteklenmiş olsa dahi,
bağımsızlık ilkesinin uygulamada karşılık bulmadığı bir yargı düzeni, toplumsal
güveni güçlendirecek zemini yaratamaz. Bağımsızlığını yitiren bir yargı, adalet
dağıtmak yerine güven bunalımı üretir” diyerek bağımsızlık ilkesine vurgu
yaptı.
Yargı
bağımsızlığı ve tarafsızlığı, devletin meşruiyet temelidir
Ekmen, yargı bağımsızlığının bireysel
hakların korunması ve devletin meşruiyetinin teminatı olduğunu belirterek, “Yargı
kurumlarının, bağımsız ve tarafsız biçimde görev yapabildiği bir düzenin
tesisi, bireysel hakların korunmasını ve devletin kurumsal meşruiyetinin sağlam
temellere oturmasını sağlayacaktır. Yeni adli yılda bu ilkelere daha güçlü bir
bağlılığın ortaya konulması, toplumsal güvenin yeniden inşasında önemli bir
adım olacaktır. Adaletin en büyük sınavı, özgürlüğünden yoksun bırakılanların
haklarını koruma iradesinde ortaya çıkar. Hukuk devletinin en temel
ilkelerinden biri; özgürlüğün kural, kısıtlamanın ise istisna olmasıdır. Bu
bağlamda Anayasa’nın 19. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS)
5. maddesi, tutukluluğu yalnızca istisnai bir tedbir olarak tanımlamaktadır. Ne
var ki ülkemizde uzun süreli tutukluluk uygulamaları, zaman zaman bu ilkenin
ruhuna aykırı biçimde, fiilen cezalandırmaya dönüşmekte ve masumiyet
karinesiyle bağdaşmayan sonuçlar doğurmaktadır. Özellikle siyasal nitelikli
davalarda sanıkların uzun süren tutuklulukla karşı karşıya kalması, adil
yargılanma hakkının özünü zedelemekte ve kamu vicdanında derin yaralar
açmaktadır. Aynı şekilde yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmaması da
toplumsal güvenin aşınması anlamına gelmektedir” ifadelerini kullandı.
Yargı,
güvenlik ve özgürlük dengesini sağlayan yegâne kurumdur
Yeni adli yılın, sembolik söylemlerle
değil, esaslı reformlarla anılması gerektiğini dile getiren Ekmen, “Yargı,
bireylerin ve toplumun bütününün güvenlik ve özgürlük dengesini tesis eden
yegâne kurumdur. Bu nedenle yeni adli yıl temennilerle değil, köklü reformlarla
anılmalıdır. Bu kapsamda:
● Tutukluluğun istisnai bir tedbir
olarak uygulanması,
● AİHM ve Anayasa Mahkemesi
kararlarının gecikmeksizin ve eksiksiz uygulanması,
● Hâkim ve savcıların mesleki
bağımsızlıklarını güçlendiren objektif ölçütlerin hayata geçirilmesi,
● Yargı süreçlerinde şeffaflık, hesap
verebilirlik ve kamu denetiminin kurumsallaştırılması,
● İfade ve basın özgürlüğüne yönelik
yargı kararlarının demokratik toplum gerekleri çerçevesinde yeniden
değerlendirilmesi,
● Savunma hakkının ayrılmaz parçası
olan avukatların mesleki güvenliğini teminat altına alacak düzenlemelerin
güçlendirilmesi ivedi bir zorunluluktur.
Bu yeni dönemin, toplumsal güveni
yeniden tesis edecek adımların atıldığı, adaletin gecikmediği ve herkes için
eşit şekilde işlediği bir yıl olmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.