EKMEN: Fesih süreci kendi takviminde ilerliyor
05.05.2025
DEVA
Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen,
Habertürk ekranlarında Faruk Aksoy’un sunduğu Habertürk Gündem programına konuk
oldu. Gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulunan Ekmen; Sırrı Süreyya
Önder’in vefatının sürece etkisini, PKK’nın fesih sürecine ilişkin gelişmeleri
ve demokratikleşme ihtiyacını değerlendirdi. Ekmen, “Taraflar takvimlerine uygun
biçimde ilerliyor. Demokratikleşmenin nihai adresi Türkiye Büyük Millet Meclisi
olacaktır.” dedi.
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı
ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Habertürk ekranlarında Faruk Aksoy’un
sunduğu Habertürk Gündem programına konuk oldu.
Silah
bırakma kararı pazarlık değil, dönüşüm sürecidir
Programda çözüm sürecine dair
açıklamalarda bulunan Ekmen, devletin ve örgütün bu aşamaya gelirken yürüttüğü
sürecin önemli olduğunu belirtti. Ekmen, “PKK’nın 28 Şubat tarihli yazılı
açıklamasında yer alan ‘Devlet ya da iktidarın bize bir şeyler vermesini
bekleme çağrısı değildir’ ifadesi, bu sürecin bir pazarlığın fesih aşamasına
geldiğine dair herhangi bir işaret taşımadığını ortaya koymaktadır. Aynı
açıklamada yer alan ‘Kim ne kadar diretirse diretsin, hiç kimse böyle bir
değişim ve dönüşümün dışında kalamayacaktır’ cümlesi ise, örgütün bu süreçten
ana gövdesini koruyarak çıkacağına dair güçlü bir işaret vermektedir. Örgüt
içinde bir bölünme yaşanacağını düşünmüyorum. Elbette bazı marjinal görüşler
olabilir; ancak bunlar sayıca ve etkice çok sınırlı kalacaktır. Öte yandan,
Sayın Bahçeli’nin ve özellikle Sayın Erdoğan’ın birçok kez vurguladığı önemli
bir husus vardır: ‘Örgütün kendini feshetmesi ve silah bırakması bir son değil,
bir başlangıçtır.’ Terörsüz bir Türkiye artık korkularından, fobilerinden ve
tehdit algılarından arınmış; yeni bir Anayasa dahil olmak üzere birçok alanda
köklü bir reform sürecine girmiş bir ülkedir” ifadelerini kullandı.
Örgütün
feshi her an gerçekleşebilir
Ekmen, “İtalya dönüşünde Sayın
Cumhurbaşkanı’nın uçakta gazetecilerle yaptığı sohbette sarf ettiği ‘Evet, bu
işi biliyorsunuz, Millî İstihbarat Teşkilâtı Başkanlığımız yürütüyor; İbrahim
Kalın Bey bu konuda çalışmalara öncülük yapıyor.’ ifadesi, süreçte en az Külliye’de
verilen fotoğraf kadar kıymetli bir cümledir. Devamında, Cumhur İttifakı’na ve
sivil siyasetin güçleneceği bir zemine yapılan vurgu da dikkat çekicidir.
Dolayısıyla sürecin kendi takvimi doğrultusunda ilerlediğini rahatlıkla
söyleyebiliriz. Bugün, Sevgili Ceren Önder konuşmasında şöyle dedi: “Baba,
ameliyat ol dedim. Sen de ‘Kızım, iki haftaya kalmaz protokol çıkar, ondan
sonra ameliyat olurum.’ dedin.” Geriye dönüp bakıldığında, o iki haftanın sonu
bugüne denk geliyor. Bence dün, bugün ve yarın arasında zaten belli çalışmalar
yürütülüyor. Zira 28 Nisan tarihli PKK açıklamasında da son iki aydır devam
eden hazırlık sürecinden açıkça bahsediliyor. Belki de Sevgili Sırrı Süreyya’yı
bir kez daha rahmetle anmak gerekir. Eğer defni söz konusu olmasaydı, örgütün
fesih kararını duymuş olabilirdik. Bugün duyulmadıysa bile bu kararın yarın ya
da çok yakın bir zamanda duyulabileceğine işaret eden gelişmeler var. Bu
sebeple hem devlet hem de örgüt kaynaklarında süreci sekteye uğratacak bir
sorun ya da kriz olduğu izlenimini veren herhangi bir tablo görmüyorum”
açıklamasında bulundu.
Silahları
teslim edeceklerin hukuki statüsü belirlenmeli
Örgütün
fesih kararının ardından ortaya çıkacak idari ve hukuki çerçevenin önceden
planlanmış olması gerektiğini belirten Ekmen, “Silahını bırakan kişinin nasıl
bir hukuki sürece tabi tutulacağı, nerede iskân edileceği konuşulmuş olmalıdır.
Devletin istihbaratı çok güçlü hangi eyleme kim talimat vermiş, kim katılmış,
kimin elinde bir şehit kanı var, kim eyleme gitmiş tamamını biliyor devlet.
Dolayısıyla bugün siz devlete deseniz ki ‘Kandil'de 5.000 kişi var bu 5.000
kişiden kaçı silahlı bir eylemin, terör saldırısının karar alıcısıdır? Kaçı
uygulayıcısıdır, kaçı failidir?’ devlet bunu biliyor. Bütün bunları ayırt
edince kalan 3.000-4.000 bin kişi için süreç hızlı işleyebilir. Mevcut Terörle
Mücadele Kanunu ve Ceza Kanunu’nun böyle bir tasfiyenin nihai şekli için
yeterli olmadığını düşünüyorum. Atipik bir süreç yürütülüyor ancak ihtiyaç
olursa Meclis’e de mutlaka bir düzenleme gelecektir” dedi.