EKMEN: Siyasi tarih, kendi iktidarını sonsuz zanneden partiler ve liderlerle doludur
04.04.2025
DEVA
Partisi Genel Başkan
Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda söz aldı. Ekmen, konuşmasında devlet gücüyle uygulanan hukuksuzluklar ve nöbetleşe zorbalığın en önemli örneği olan Ulucanlar Cezaevi’nde mahkûm olan ve idam edilen siyasi kişilere değindi. Geçmişten bugüne Ulucanlar Cezaevi’nde Türkiye’deki her siyasi ve sosyolojik kesimden insanın bulunduğuna değinen Ekmen, “Devlet, veya devlet gücünü eline geçirenler, dönem dönem muhaliflerini dövmekten ve yargı kudretiyle idam veyahut hapse mahkûm etmekten çekinmemiştir” dedi.
DEVA
Partisi Genel Başkan
Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda söz alarak Ulucanlar Cezaevi hakkında konuştu.
Siyasi
tarih, kendi iktidarını sonsuz zanneden partiler ve liderlerle
doludur
Diyarbakır Cezaevi’nin de Ulucanlar Cezaevi gibi bir müzeye çevrilmesini isteğini dile getiren Ekmen, “Ulucanlar Cezaevi, Sayın Veysel Tiryaki tarafından dönemini yansıtan kıymetli bir müzeye çevrildi.
Projesi devam etmekte olan Diyarbakır Cezaevi için de aynı çalışmanın yapılması istediğimizi daha önce ifade etmiştik. Diyarbakır’da da kendi dönemini yansıtan bir müze için çalışmalar olduğunu takip ediyoruz. İnşallah, bittiğinde oradan da bahsederiz. Bilinen bir ibretlik sözdür: ‘Mezarlıklar kendini vazgeçilmez sanan insanlarla doludur.’ Bu sözü
siyaset için şöyle uyarlamak istiyorum: Siyasi tarih, kendi
iktidarını sonsuz zanneden partiler ve liderlerle
doludur. Oysa İbn
Haldun'un yüzyıllar önce yazdığı gibi, siyasi iktidar bir döngüdür ve
mutlaka sünnetullaha
uygun bir şekilde
taraflar arasında el
değiştirir. Ulucanlar Cezaevi neden önemli? Çünkü kendisini devletin veyahut da devletin ideolojisinin
sahibi gören
birçok insanın dönemler içerisinde Ulucanlar Cezaevi’nde yattığını görürsünüz” dedi.
Devlet,
dönem dönem muhalifini idamlara veyahut da hapse mahkûm etmekten çekinmemiştir
Ekmen,
“İdam edilenlerden
birkaç isim
vermek istiyorum: İskilipli
Âtıf Hoca, Cavid Bey ve İzmir suikastındaki 5 arkadaşı, Talât Aydemir, Deniz Gezmiş ve arkadaşları, Necdet Adalı, Mustafa Pehlivanoğlu, Erdal Eren ve liste devam ediyor. İdam edilenler içerisinde, Türkiye’deki neredeyse her siyasi ve sosyolojik kesimi temsil
eden bir kişi
bulunuyor. Tutuklular ise şu şekilde: Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Muhsin Yazıcıoğlu,
Nazım Hikmet, Yaşar Kemal, Mahir Çayan, Yılmaz Güney, Cüneyt Arcayürek, Fakir Baykurt, Hatip Dicle, Leyla Zana ve
arkadaşları, Metin Toker, Kemal Tahir, Muharrem Şemsek, Selçuk Özdağ, Sırrı Süreyya Önder ve Mustafa İslamoğlu... Bu listeye baktığımızda şunu görüyoruz: Devlet dönem dönem tarafları birbirine kırdırdığı gibi devletin sopasını ele geçiren de muarızını muhalif
değil, düşmanlık duygusuyla dövmekten ve yargı kudretiyle idamlara veyahut da cezaevlerine
mahkûm etmekten çekinmemiştir” açıklamasında bulundu.
İktidarlar geçicidir
Yargı sürecinin herkes için eşit ve adil işlemesi gerektiğini vurgulayan Ekmen, “Bugünkü yargı uygulamalarını kutsayanlar ‘Bu bir yargı süreci,
hukuk devletinin gereği.’ diyenler Ulucanlar Cezaevi’ni gezdiğinde, Ulucanlar Cezaevi’nde yatan herkesin ve Ulucanlar Cezaevi’nde hayatına son verilen herkesin dönemin yargı mevzuatı ve prosedürüyle bu durumu yaşadığını ve dönemin muktedirlerinin de ‘Bu bizi ilgilendiren bir konu değil; bu, yargısal bir faaliyettir.’ diye eleştirileri cevapladığını görebilirler.
Allah hiçbir
canlıya sonsuzluk
vadetmemiştir ve
vermemiştir,
iktidarlar geçicidir.
Eğer dün bize yapılanı hatırladığımızda; bugün yaptıklarımızın da
yarın bize aynı usul, esas ve içerikle yapılabileceğini savunabiliyorsak ‘Ben de bu şekilde gözaltına alınabilirim.’ ‘Ben de 35 gün tutuklu kalıp ilk duruşmada beraat ve tahliye edilebilirim.’ ‘Benim de bu şekilde önüm
kesilebilir, müstahaktır.’ diyorsak o zaman bu süreci onaylayabiliriz. Ancak kendi nefsimizi
merkeze aldığımızda soru işareti koyuyorsak lütfen başkası için de
bu soruları
sormaktan geri durmayalım” dedi.