SDG ile Şam anlaşması Türkiye’nin hassasiyetlerini karşılıyor
12.03.2025
DEVA
Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen,
katılmış olduğu programlarda, Ahmed eş-Şera ile SDG komutanı Mazlum Abdi
tarafından imzalanan anlaşma hakkında açıklamalarda bulundu.
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı
ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, katılmış olduğu programlarda Ahmed
eş-Şera ile SDG komutanı Mazlum Abdi tarafından imzalanan anlaşmayı
değerlendirdi.
Çerçeve
anlaşma iyi bir başlangıç
Ekmen, “Anlaşmanın imzalanması bölgeyi
yakından takip edenler için sürpriz olmasa da zamanlama itibariyle şaşırtıcı
oldu. Uzun süredir PYD ile Şam arasında görüşmeler vardı. Mazlum Abdi şimdiye
kadar federasyon istemediklerini, sınır güvenliğini Şam'a devretmeye hazır
olduklarını, devlet kurumlarını bölgede işler hale getirmeyi istediklerini ve
yabancı savaşçıları tasfiye etmeye hazır olduklarını ifade etmişti. Suriye’nin
toprak bütünlüğünü korumak, tek ordu oluşturmak, doğal kaynakların adil
paylaşımını sağlamak gibi önemli hususların bu anlaşmada yer alması kıymetli.
Bu 8 madde içerisinde bizi biraz daha yakından ilgilendiren PKK'nın feshi
sürecinde gündeme gelmesi beklenen yabancı savaşçılarla ilgili bir madde
bulunmuyor. Zannediyorum bu husus, Türkiye'deki süreçle ilişkilendirilecek.”
açıklamalarında bulundu.
Bu
tür anlaşmalar nihai bir anlaşma değil, bir başlangıçtır
Türkiye’nin kaygılarını değerlendiren
Ekmen, “Türkiye PKK ile ilişkili veya ilişkisiz Suriye’den tehdit unsuru olacak
otonom silahlı bir güce karşıydı. Bu talebin anlaşma ile karşılandığı
görülüyor. Bu tür anlaşmalar nihai bir anlaşma değil, bir başlangıçtır. Dünya
örneklerine baktığımızda en az 3 yıl, belki 5 yıla varacak kadar bir anayasa
yapım süreciyle karşılaşacağız ve gelişmeleri sürekli yakından takip etmemiz
gerekecek. Şam otoritesinin meşru, uluslararası alanda kabul görmüş bir devlete
dönüşümüyle birlikte devlet olmanın gereğini ve sorumluluklarını sürekli
hatırlatmak gerekecek. Yeni Anayasa sürecinde Kürt-Arap-Türkmen, Nusayri-Dürzi-Şii-Sünni
herkesin eşit ve onurlu vatandaş olduğu, yönetimden pay aldığı bir devlet
tasarımı ortaya konmalı. Süreçte, Aleviler ve Dürziler açısından başı bozuk
silahlı grupların kontrol altına alınması ve Türkiye ile güvenli ve dostane
ilişkilerin korunması gibi hatırlatmaların yapılması elzem olacak” dedi.
Suriye
Kürtleri gerçek bir temsil dengesi ile Şam'a entegre olsun
Açıklamalarında
Suriye ile Türkiye'nin olası ilişkilerine değinen Ekmen, "Düne kadar
düşman kabul edilen Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi, bugün Türkiye'nin en
büyük ticari partneri. Oradaki en büyük müteahhitler, en büyük işletmeler ve en
büyük markalar Türk markaları. Bu durumun yarın Suriye için de geçerli olmasını
istiyoruz. Suriye’de de Türkiye'nin kaygılarını, olası terör risklerini ortadan
kaldıran bir yaklaşımın yanında, Suriye Kürtleri’ne dair tüm renklerin sürece
dahil edilmesi gerekir. 2011 yılında Suriye’de 13 Kürt partisi aktif bir
şekilde siyasi hayat içerisindeydi. Bunların hepsini PYD kovdu ve
etkisizleştirdi, ancak bu pek bilinmez. 2012'de Batman'a, Urfa'ya ve
Diyarbakır'a ilk gelen Suriyeliler, PYD'nin kovduğu Kürtler'di. Bu insanlar
geri dönsünler, oradaki siyasi hayata katılsınlar. Bunlardan tutuklu olanlar
salıverilsin. Yeni anayasa yapım sürecindeki Kürt temsili sadece PYD'nin
kontrolünde değil, Kürt sosyolojisi ve siyasetini yansıtan bir çoğulculuk ve
güçte olmalı. Suriye'deki bölgesel yönetim PYD'nin hegemonyası ile değil,
Kürtlerin gerçek temsil dengesi ile Şam'a entegre olsun. Türkiye de Irak Kürt
vatandaşlarıyla ve bölgesiyle kurduğu ilişkiyi, Suriye Kürtleri ile de kursun.
Umuyorum ki Suriye iç barışı yeni bir anayasa ile kuvvetli bir şekilde hayata
geçer ve Türkiye, Suriye'nin bütün bölgeleri ile eşit, dostane ilişkiler kurar.
Suriye’nin yeniden inşa sürecinin en büyük destekçisi olur" diyerek
sözlerini noktaladı.